Ara 25

Evliliğinizin huzur içinde sürmesi için neler yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?

Eleştiri
“Sen hep böylesin. Zaten bir gün bile olsun beni dinlemedin. Hep bağırıyorsun. Beceriksizsin. Filanın eşinden ibret al. Beni üzmekten zevk alıyorsun” şeklindeki ifadeler, eşi suçlayıcı, yargılayıcı ve kırıcı eleştirilerdir. Oysa iletişimde “ben” dilini kullandığımızda eşimize şöyle diyebiliriz: “Ben bu sözünden veya davranışından dolayı çok üzüldüm, hayal kırıklığı yaşadım.” Bu ifade daha yumuşak olduğundan, ayrıca kişide oluşturduğu duyguyu da olaya yansıttığından eşi olumlu yönde etkileyebilir.

Genelleme
“Hep böylesin. Böyle yaparsın. Zaten senden başkası da beklenmez. Bencilsin. Hiç değişmiyorsun. Bu huyunu annenden, babandan kapmışsın. Bir gün de iyi yanını göremeyecek miyim?” tarzındaki ifadeler, eşi bir kalıba sokan ve damgalayan ifadelerdir. Mantıksal olarak düşündüğümüzde, madem ki eşiniz söylediğiniz gibi “hep öyle”, yıllardır değişmiyor; peki siz ne oranda değiştiniz? İşe kendinizi değiştirmekle başlayın.

Aklını okumak
Evlilikte ilişki bozulmaya ve mutsuzluk ortaya çıkmaya başlayınca araya mesafeler girer. Sürekli kavga, üzüntü, bir noktada çiftleri sessizliğe ve kendi dünyalarına iter. Fakat burada sözlü iletişim yerine sözsüz iletişim, yani davranışlardan anlamlar çıkarıp, eşi yargılama süreci başlar. “Hah yine kızdın. Bakışlarından anladım. Sen öyle demek istemedin. Senin kafanın içinde neler var, çok iyi biliyorum.” Tarzındaki yaklaşımlar, eşin jest ve mimiklerinden, hal ve hareketlerinden anlamlar çıkarmaya yöneliktir.

İşi yokuşa sürmek
Zamanla eşlerden birinde olumlu bir değişiklik olmuştur veya gittikleri doktor dinlenilmiş ve kişi olumsuz bir davranışından vazgeçmiştir; diğer eşin: “10 yıldır sana söyledim, ama beni dinlemezsin; sonunda dediğime geldin. Başkası deyince daha mı kıymetli oluyor?” biçimindeki konuşmaları, eşi üzen ve geriye döndürebilecek tarzdadır. Oysa; “Bu değişiklikten dolayı çok mutluyum, sevinçliyim. Gel beraber plan yapalım; başka nelerimizi değiştirebiliriz, onları konuşalım” tarzında bir diyalog kurulursa olumlu değişiklik pekişir ve devamı için de teşvik edilmiş olunur.

Geçmişi hatırlatmak
Herkesin evliliğinde, geçmişte yaşadığı olumsuz bir anısı vardır. Aile kavgaları, kırgınlıklar, ihanetler, küçük düşürmeler ve hayal kırıklıklarıdır. Geçmişte yaşanan kötü anıyı sürekli gündeme getirmek sıkıntı doğurur ve sorunları pekiştirir.

Hep haklı olmak
Hatalar, yanlışlıklar iki taraftan da kaynaklandığı halde “Kim daha haklı?” diye adeta “mahkeme” kurulur. “Evliliğimiz boyunca kavgaları hiç ben başlatmadım. Sen hep bana kötü davrandın, beni aşağıladın. Bütün sorunlar senden kaynaklanıyor.” Bu tarz kalıp sözler, tıkanan evliliklerin klasik sözleridir. Oysa önce kendimize bakmamız ve “Ben nerede hata yapıyorum, yanlışım ne olabilir?” diye düşünmek gerekir. Sürekli karşı tarafı haksız görmek işin kolaycı yönüdür.

Sorumluluk
Aile yükünün tek tarafa yüklenmesi kişiyi aşırı strese sokup gergin ve öfkeli yapabilir. Bu yüzden hiçbir cinsiyet ayırımı gözetmeksizin yapılacak işleri ortaklaşa yapmaya gayret etmek gerekir. Diğer yandan, ilişkideki bozulmadan dolayı “Sen beni zorluyorsun, çıldırtıyorsun; bu yüzden öfkeleniyorum” yerine, “Seninle ilişkimde zorlanıyor ve bazen öfkemi kontrol edemiyorum” tarzında konuşulsa, kişi kendisini de ortaya koyuyor ve sorumluluğu paylaşmış oluyor; böylece eşi suçlamıyor, soruna dikkat çekip, üzerinde düşünülmesi gerektiği mesajını veriyor.

Mantıksal yaklaşım
“Ya bana iyi bir neden göster, söylediklerimi çürüt, ya da beni kabul et.” Yaklaşımı evlilikle iş ilişkisini karıştırma yaklaşımıdır. Evlilikte roller, duygular, cinsellik ve birçok değişken rol oynar. Kendimizi “temize çıkarma”da mantık olayını ileri sürmek kendi kendimizi aldatmaktan ibarettir.

Sözünü kesmek
İletişimde en önemli husus, konuşan insanı sonuna kadar dinlemek, çok gerekliyse aralarda girmektir. Dinlememiz, anlamamız ve kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bunun yolu da saygıyla dinlemek ve ses tonunu yükseltmemektir.

Terapist yaklaşımı
Eş, ne kadar ilgili ve tecrübeli olursa olsun, kendisini doktor yerine koymamalı; çünkü bir şey değişmez, eşi kendisini dinlemez ve dirençle karşılaşır. Bu yüzden “iyi bir eş, arkadaş, sevgili” nasıl olursa, ona öyle davranmalıdır.

Ara 8

Evlilikte her iki taraf da farklı beklentiler içine giriyor. Eşlerin daha iyi anlaşabilmeleri için bu beklentileri çok iyi karşılamaları gerekiyor.

Günümüzde kadın-erkek ilişkilerinin çoğu aşık olma dönemi ile başlıyor. Uzmanlara göre ise bu dönem “görme kusuru” dönemi olarak tanımlanıyor. Partnerler bu dönemde birbirlerinin temel mutluluk kaynağı olduklarını ve neredeyse birbirleri için doğduklarını düşündükleri için, aşık olma dönemi aynı zamanda “hayali ve düşsel birlikteliği” de temsil ediyor. Hatta çiftler öylesine bir beraberlik yaşıyorlar ki, sözcüklere bile ihtiyaç duymuyorlar. İşte tehlike de burada başlıyor. Çünkü ilişki artık sözcük öncesi veya sözcük sonrası dönem olarak ayrılıyor. Bu durumda çiftler arasındaki benzerlikler de konuşulmadığı sürece kalıcı oluyor.

Bu tür düşsel bir birliktelik evliliğe kadar gidebiliyor ve evlilik tüm iyi ve kötü sonuçlarına rağmen, hala dünyanın en büyük gönüllü organizasyonu olarak kabul ediliyor.

Evlilikte kadın ve erkek “aşık olduğunuzda konuşmayın, çünkü sözcükler idealize edilmiş birlikteliği olumsuz etkileyip bozabilir” kuralını unutarak, daha çok konuşmaya başlıyor. Bu durumda da sözcükler tehlikeli olmaya, aşkla başlayan “görme kusuru”, evlilik aracılığıyla düzelmeye ve birliktelik tehdit altına girmeye başlıyor. Yıllar geçtikçe aynı eş, mutsuzluğun kendisi haline gelebiliyor.

Evlilik ilişkisinin iyi gitmesi, eşlerin ilişkiyi romantik bir rüya gibi algılamaktan vazgeçerek, birbirlerinin bireysel gereksinimleri, beklentileri ve tepkilerini daha gerçekçi bir şekilde görmeleriyle gerçekleşebiliyor.

Cinsiyetlerin savaşından kazanılacak çok az şey olduğuna dikkat çeken uzmanlar, erkek ve kadınların genetik farklılıklarla dünyaya geldiğini, bu farklılıkların kültür, gelenekler ve sosyal roller gereği sürekli beslenerek çoğaldığını ve sonuç olarak da bir ilişkideki tarafların farklı beklentiler içine girdiğini söylüyorlar. Çiftlerin bu farklılığı anlaması, eşlerin daha iyi iletişim kurabilmesi için bir gereksinim haline geliyor.

Kadın ve erkekler arasındaki temel farklılıklar
Sosyal ve aile içi roller yönünden bakıldığında kadınlar halen besleyen-bakım veren rollerinde olduklarından, aile üyeleri arasında ve çevreyle düzenli ve anlamlı bağların oluşturulmasında önemli roller üstleniyorlar.

Bu durum kadınların “ailenin iyilik hali ve bütünlüğü için daha çok özveride bulunmaları” anlamına geliyor. Erkekler insanlar yerine olayları iş hayatı, spor, yemek, bilgisayar, otomobil gibi konuları, kadınlar ise bilgi alma ve ilişki kurabilme gibi amaçlarla çevreyle iletişim kurmayı yeğliyor.

Yine erkekler bilgi verip detay vermemeyi tercih ederken, kadınlar bilgiden çok duygu ve detay verme eğiliminde. Kadınlar yardım istemeye açık ve yön sormaktan çekinmiyor, erkekler ise sorun çözmekle uğraşırken nadiren yardım isteme ve yön sorma eğilimindeler. Erkekler “yarışma”, kadınlar ise “işbirliği” eğiliminde.

Eki 29

Biten bir aşkın ardından o sevilen kişiyle arkadaş kalmak kolay değil. Terk eden tarafın isteği olan dost kalmak talebi, sizi çok yaralayabilir

Her şey bitti ama belki arkadaş kalabiliriz… Bu, yıllardır ayrılan çiftlerin son konuşmalarında geçen bir cümledir. Fakat, bunu başarabilen kişilerin sayısı çok azdır. Birkaç dakika içinde eski sevgiliniz hayatınızdan çıkıp giderken mutlaka “Arkadaş olabilir miyiz?” sorusunu sormuş, siz de yüksek ihtimalle bu soruya “Neden olmasın?” demişsinizdir. Fakat bu diyaloğun sonucunda gerçekten arkadaş kalabilen eski sevgililerin sayısının ne kadar az olduğunu ve arkadaş olma önerisini sunan kişinin ilişkiyi bitiren ve bu vicdan azabından kurtulmak için yollar arayan taraf olduğunu hatırlatmakta fayda var!

Gidenlerin sorusu
Sevgilisini terk edenlerin en az yüzde 60ı ona arkadaş kalabilir miyiz? sorusunu yöneltmiş ve evet yanıtını almıştır. Ona evet denmesinin nedeni aslında o insanın hayatında olup biteni öğrenme arzusudur. Liseden tanıdığımız ve birlikte aynı derslere girdiğimiz, bebekliğini bildiğimiz veya birlikte iş hayatının zorluklarıyla mücadele ettiğimiz kişilerle gerçek bir arkadaşlık kurabiliriz, kalbimizi kıranlarla değil. “Arkadaş kalalım” gidene ait bir sözdür. Kalansa bu söze cevap vermek durumunda kalır.

Çatlaklar oluşur
İki eski sevgilinin arkadaş olabilme ihtimali neredeyse imkansızdır. Çünkü içinde aşk barındırdığınız bir ilişkinin bitme nedenleri bundan sonra dostça kuracağınız ilişkinin temelinde bazı çatlaklar yaratacak ve siz daha bir arkadaşlığın başında birtakım sorunlarla uğraşmak durumunda kalacaksınız demektir. Bu konuya farklı bir pencereden bakmak gerekirse, eski bir ilişkinin anılarından kurtulup yepyeni bir ilişkiye sağlıklı bir şekilde başlamanın en iyi yolu, o kişiyi geçmişte bırakmaktır.

Eki 15

Evli çiftlerin ses tonlarını ve davranışlarını inceleyen bilim adamları, sonunda hangi evliliğin yürüyüp hangisinin yürümeyeceğini bulmayı başardı.

Uzmanlar yaklaşık 100 genç çifti 10 yıldan fazla bir süre boyunca inceledi ve hangi davranışların boşanmalara yol açabileceğini anlamaya çalıştı. Yeni evli çiftlerin genellikle evle ve çocuklarla ilgili tartışmalarının yaklaşık ilk 15 dakikasını izlediler ve çiftlerin nabız atışlarından, ses tonlarından, davranışlarından evliliklerinin ne kadar süreceğini hesaplamaya çalıştılar.

Hızlı göz hareketleri, alay ve eleştiri, olumsuz puanlar olarak haneye yazılırken, şaka, gülümseme ve olumlu jest ve mimikler olumlu puanlar olarak işlendi.

5 pozitife karşı 1 negatif

Amerikan Bilimde İlerleme Derneği in yıllık toplantısında açıklanan modele #8216;”Evlilik Sohbetleri Dow Jones Endüstri Ortalaması” adı verildi. Araştırmaya Washington Üniversitesi psikoloji profesörlerinden John Gottman liderlik etti. 40 yıldır evli olan Prof. Gottman, evliliğin temel hesaplamasının pozitif davranışların, negatif davranışlara oranı olduğunu söyledi. Beş pozitif davranışa karşılık negatif jestlerin oranı 1de kalıyorsa, o evliliğin sürmesine neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Prof. Gottman, “Evliliğin efendileri önemli bir şey konuşurken tartışıyor olabilirler, ancak gülüyor, birbirlerine takılıyorlarsa burada duygusal bağın işaretlerini görüyorsunuz” dedi. Prof. Gottman, duygusal bağı koruyamayanların ise boşandığını söyledi. Bu model sayesinde çiftlerin önceden evliliklerindeki olumsuzlukları belirleyip ilişkilerini güçlendirmek için harekete geçebilecekleri belirtildi.

Siz de deneyin

İlişkiniz ne yönde?

Aşağıdaki soruları birden beşe kadar derecelendirerek, kendi evliliğinizin nasıl gittiğini test edebilirsiniz 1- Kesinlikle katılmıyorum, 2-Katılmıyorum 3-Nötr, 4-Katılıyorum, 5-Kesinlikle katılıyorum.

1- İlgiye ihtiyacım varken ihmal ediliyorum.

2- Eşim genelde benim duygularımı algılayamıyor.

3- Sık sık eşimle anlamlı bir diyalog kurmakta zorlanıyorum.

4- Eşimden beklediğim ilgiyi görmeyince çıldırıyorum.

5- Genelde eşimle kendimi gergin bir ortamda buluyorum.

6- Eşim benimle aynı görüşte olmadığında sinirleniyorum.

7- Eşime kendimi dinletme konusunda sorunlarım var.

8- Eşimin bana açılmasını sağlamakta zorlanıyorum.

9- Eşimi konuşturmak konusunda sorunlarım var.

1-2-3. sorular

Sekizin altında: İlişkinizde doğrudan bir dil kullanıyorsunuz ve eşinizden ne beklediğinizi ifade edebiliyorsunuz.

Sekiz ve üstü: Çok ketumsunuz. Eşinizin ne istediğinizi anlayabilmesi için bir düşünce okura ihtiyacı var.

4-5-6. sorular

Sekizin altı: Eşiniz sizi dinleyip ne istediğinizi anlayabiliyor.

7-8-9. sorular

Sekizin altı: Birlikteliğinize çok güveniyorsunuz.

Sekiz ve üstü: Eşinizin güvenini sağlamak için daha fazlasını yapmalısınız.

Eki 7

Her zaman çok cesur olmakla övünen erkekleri, evlilik deyince korkudan tir tir titreten ne olabilir…Erkek için evlilik, bilgiye dayalı bir tahminler dizisidir.

Öte yandan, hepsi olmasa da bazı kadınlar için ise hayat sezgiden ibarettir. Durumun erkekler için böylesine korkutucu olmasının nedeni de budur. Kadınlar durgun akan nehirde aheste kürek çekerken erkekler açık denizde bir başlarına kaldıklarını hissederler. Erkeklerin bağlanmaktan bu kadar korkmalarının nedenini bir de kendi ağızlarından duymaya ne dersiniz? İşte erkeklerin evlilik öncesindeki korkulu itirafları:

1- O hayati cümleyi duymak Hastalıkta ve sağlıkta Gardiyan gelir, hapishane kapısı kapanır.

2- Her milletten meyvelerin tadına bakma hayalinden vazgeçmek Şahane bir aşk ve şehvet seline kapılıp bir çiçekten öbürüne konmak

3- Ya! kuruntusuna kapılmak Ya başka bir kadına aşık olursam?

4- Boşanmak Yanlış ata oynamak gibi

5- Anne-babanın başarısız evliliklerini tekrarlamak ya da anne-babanın mutlu evliliğini tekrarlamak, günün birinde karısına Meleğim, Balım ya da Aşkım diye hitap etmek

6- Eğlence şirketi müdürlüğünden feragat etmek. Sonra da uzlaşma denen şirketin yönetim kuruluna hesap vermek zorunda kalarak, her kararın günün birinde insanın neşesini kaçıran bir teftişten geçeceğinin tamamen bilincinde olmak.

7- Evcilleştirilen Kocalar Kardeşlik Derneği in aktif üyelerinden biri haline gelmek.

8- Ezbere bir hayat sıkıntı, fazla yüz göz olma ve sıradanlık

9- Sükunet, denetim, boş alan, mahremiyet, bütün gece spor kanalı izlemek, ahbaplarla poker, sigaradan alınan bir fırt, leş kokan spor ayakkabılar gibi nimetlerden feragat etmek.

10- Misafir odasında başlayıp kanepede devam eden erotizmden vazgeçerek düzenli ve renklilikten uzak bir seks hayatına adım atmak.

« Önceki Sayfa

Site Haritası
Kadin Erkek Sohbet Chat Tarih Edirne Şömine Mirc

Anne Çocuk Aşk Beslenme ve Diyet Burçlar Cinsellik Diyet Evlilik Gebelik Güzellik Kariyer Makyaj Moda Saç Sağlık
Dostlarım: güzellik lazer epilasyon, lazer epilasyonu -