Ara 8

Bir insanın ufkunu cinsiyeti nedeniyle sınırlı tutması da anlamsız. Uygar bir toplumda kadınlar bu konuda gereken desteği evlerinde ailelerinden, okullarında öğretmenlerinden, işyerlerinde de işverenlerinden almalı.

Çalışan kadınların çoğunlukla belirli meslek alanlarına veya pozisyonlara sıkışmış oldukları aşikâr. Satış - pazarlama, halkla ilişkiler, yönetici asistanlığı ve hizmet sektörü, yoğunlukla kadınların istihdam edildiği meslek kolları. Ancak bu sektörlerde bile kadınların yönetici olamadıkları çeşitli pozisyonlar tüm dünyada ve ülkemizde kadınların çoğunlukla yerleştirildiği iş alanları olarak karşımıza çıkıyor. Elbette insan verimli çalışabiliyorsa ve işi kendini tatmin ediyorsa hangi işte çalıştığının bir önemi yok. Ancak bir insanın ufkunu cinsiyeti nedeniyle sınırlı tutması da anlamsız. Uygar bir toplumda kadınlar bu konuda gereken desteği evlerinde ailelerinden, okullarında öğretmenlerinden, işyerlerinde de işverenlerinden almalı. İşverenlerin bu noktada kadın çalışanlarını daha yüksek maaşlı pozisyonlara yönlendirmesi, onların kendilerini motive etmelerini ve eğitime daha fazla önem vermelerini de beraberinde getiriyor.

İş hayatında kadın nelerle karşılaşıyor?
Ortaya konan verilere rağmen ülkemizde kadınların eğitim seviyelerinde istenilen kadar olmasa da bir artış olduğu ve buna paralel olarak işgücüne katılan kadın sayısının da artmakta olduğu bir gerçek. Dolayısıyla işverenlerin ve insan kaynakları uzmanlarının kadınların işyerlerinde yaşadığı sorunlara daha fazla eğilmesi gerekiyor.

Bu sorunların en önemlilerinden biri, bir kadının daha çok sorumluluk gerektiren bir pozisyona gelmesiyle ortaya çıkabiliyor. Çünkü bir kadının yeni bir pozisyonda çalışmaya başlaması evde üstlendiği görevlerden, çocuk bakımından vazgeçmesi veya vazgeçebilmesi anlamına gelmiyor. Her ne kadar bir bilim yasası niteliğinde olmasa da, bu olgunun kadın çalışanın performansını etkileme olasılığı oldukça yüksek. İş Kanunu da öngörülen doğum öncesi ve sonrasındaki ücretli ve ücretsiz izin hakları, doğum zamanları dışında da aile görevleri devam eden kadınlar için kuşkusuz yetersiz kalıyor.

Ücret ve yükselme
Başarılı bir kadının, daha üst bir pozisyona yerleştirilebilmesinin, kendisiyle aynı seviyedeki bir erkekten daha yüksek performans göstermesine bağlı olduğunu gösteren olaylarla ne yazık ki karşılaşıyoruz. Son yıllarda kadın üst düzey yöneticilerinin sayısı ancak bu pozisyonlar arasında bir kadının getirildiği mevki çoğunlukla, idari işler, sosyal hizmetler gibi firma için ikinci derecede önem taşıyor.

Diğer bir sorun ise, günümüzde kadınların çalıştıkları yerlerde aynı seviyede bulundukları erkeklerden hala daha az maaş alabiliyor olması. Bir kurumda yöneticilik yapan insanların maaşları belirlerken eşitlik ilkesine dayanarak hareket etmesi gerektiğini belirtmek bile belki de gereksiz. Ücret dağıtımındaki eşitsizlik kurumun bünyesindeki çalışanlar arasında negatif bir hava da yaratabiliyor. Ücretlendirmede nesnel bir sistemin oturtulması her kurum açısından doğruya giden yolun taşlarını oluşturuyor.

Değişimi yakalamak
Kadınların toplumda birçok alanda ikinci planda kalmaları elbette yalnız çağımızın sorunu değil; dünya üzerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinin üzerinden bir yüzyıl bile geçmedi ve hala bu hakkın verilmediği ülkeler var. Ancak gerek küçülen ve her şeyin hızlandığı dünyanın yükünü artık sadece erkek cinsinin kaldıramayacak oluşu, gerek kadınların da bu tabloya karşı memnuniyetsizliklerini dile getiriyor olması, statükoyu bozacağa benziyor. Kaldı ki yeryüzünde kadınlara bu hakkı tanıyan ilk ülkelerden biri olarak diğer birçok ülkeden bu konuda önde olmamız gerekiyor. Bundan ötürü iş dünyasının tepesinde yer alan firma yöneticilerinin kadınlara yönelik önyargılarını bir kenara bırakmaları, çalışanları arasında cinsiyet farkı gözetmemeleri, ücret, atama ve işyeri yönetimine dair diğer konularda eşitlik ilkesinden sapmamaları iyi bir başlangıca işaret edecektir.

Kas 29

Yaşamın her alanında olduğu gibi profesyonel yaşamda da detaylar bütünü oluşturur. Büyük resmi oluştururken ihtiyaç duyabileceğiniz birkaç “kurumsal” ipucu…

Kontrat yapın!
Yazılı belgelerin hayatı ne kadar kolaylaştırdığını unutuyor, sonrasında çok işimize yarayabilecek kontrat hazırlamayı erteliyoruz. Sistemlerini oturtmuş kurumların elbette böyle bir sorunları yok ama genelde işe alım sırasında geniş çaplı bir kontrat hazırlama konusunda eksiklerimiz var. Kanunlar ve yönetmelikler her şeyi belirlemiş gibi görünse de, özel durumları, gizliliği, istifayı, izinleri ve diğer önemli noktaları ayrıntılı olarak belirleyen bir kontrat, hem size kolaylık sağlar hem de elemanların şirketle ilgili tüm yasal konuları algılamalarını. En kötüyü en baştan düşünmek itici gibi görünse de, kurumsallığın bir parçasıdır ve yanlış anlamaları önler.

İK bazen abartıyor mu?
Internette dolaşırken rastladığımız bir forumda www.hrforum.com, insan kaynaklarının uyguladığı motivasyon politikaları komik bir biçimde eleştirilmiş. Çalışanların katıldığı bu forum, vara yoğa yapılan partilere, ekip ruhunu geliştirmek isteyen periyodik “happy hour”lara, işten kötü ayrılmış ekip arkadaşları için hazırlanan veda toplantılarına, çekilişlere, kuralara veryansın ediyor! Bazılarına göre bunlar, yeni dünyanın kandırmaca sistemlerinden başka bir şey değil. Çok yoğun bir günün sonunda, tam eve kapağı atmayı düşünürken, zaten tüm günün birlikte geçirildiği ekiple yapılan toplantının “happy hour” olmadığını savunanlar var. Türkiye’de de böyle uygulamalar sıkça yapıldığına göre dozaj konusunda dikkatli olmak gerektiğini bir kez daha anımsatalım.

Toplu hareketler
Kurumsal sosyal sorumluluk projeleri artık hemen her şirkette konuşuluyor ve geçtiğimiz 5 yıla bakıldığı zaman, Türkiye’nin bu konuda büyük ilerlemeler kaydettiği görülüyor. Motivasyon konusunda yukarda yazdığımız “İnsan kaynakları abartıyor mu?” satırlarındaki etkinliklere alternatif bir fikrimiz var. Fransa’da bir şirket, çalışanların kendi içlerinde organize olarak yapmak istedikleri kimsesizler evi ziyaretlerini desteklemiş ve küçük gruplar halinde ayda bir kez yapılan ziyaretlere izin vermiş. Şirketin yakınındaki bir kimsesizler evini sahiplenen çalışanlar, orada yaşayan kimsesizlerin gözdesi olmuşlar. Şirket küçük bir bütçe ile onlara verilen armağanları bir sisteme oturtmuş ve bu fikir çalışanları birbirine yaklaştırmış. Bazı çalışanlar aileleriyle hafta sonu ziyaretlerine de başlamışlar. İşte yaratıcı, faydalı ve herkese lazım bir uygulama!

Şirket mi, kumarhane mi?
Amerika’da yaratıcı bir satış departmanı yöneticisi; satış departmanını kumarhaneye çevirecek bir sistem geliştirmiş, geliştirdiği yetmiyormuş gibi bunu fiziksel olarak da desteklemiş ve departmanın dekorasyonunu bu doğrultuda değiştirmiş. Işıklı dokunmatik ekranlar en son satışı gösteriyor. Günün satıcısı gün içinde, aynı ekranlarda önceden hazırlanmış kupalı görüntüleriyle arz-ı endam ediyor. Her akşam, günün satıcısına özel bir armağan veriliyor. Yani satış motivasyonunu aylık, yıllık değil günlük artırıyor. Çalışanlar hallerinden memnun, armağanlar nakit! Yöneticiler bu işe ne mi diyor? Satışların 35 artması bu sorunun yanıtını da içinde saklıyor.

Şirket içinde kulüpler
Bir başka yaratıcı fikir bizi ilkokul günlerimize döndürüyor. Örnek yine Amerika’dan… Şirket için kollara ayrılmaya ne dersiniz? Herkes kendi kollarını yaratabilir. Sözü edilen şirkette yardım kolu, müzik kolu, dans kolu, kitap kolu ve sinema kolu yaratılmış. Tıpkı ilkokuldaki gibi! Bu kolların birer başkanı var ve sağlam bir etkinlik planı oluşturulmuş. Her kol birbiriyle yarış halinde ve yaptıkları işleri belli dönemlerde sergiliyorlar. Yardım kolu herkesi organize ederek yardımlar düzenliyor. Müzik kolu müzikten anlayan insanlardan oluşmuş ve bir araya gelip müzik yapıyorlar. Dans kolundakiler tüm yıl dans dersleri alıp, yılsonu partisinde dans ediyorlar. İşin hoş yanı bu kolların başkanlarının, genellikle alt kademe çalışanlardan seçilmiş olması. Ofis görevlilerinden biri, yardım kolunun başkanı olarak geçtiğimiz yıl en iyi Başkan seçilmiş. Şirket CEO’sunun masasında çektirdiği resim de ona hediye edilmiş.

Eki 17

Her sabah erkenden kalkmak, hazırlanıp işe gitmek, üstüne üstlük bir de şık olmak…

Daha iş günü bitmeden, yarın ne giysem diye düşünmeye başladığınızı biliyoruz. Ama hiç merak etmeyin, ünlü giyim firmaları, koleksiyonlarında çalışan bayanlar için birbirinden güzel tasarımlara yer verdi. Belki siz bu giysileri alamayabilirsiniz ama, emin olun ki bunların benzerlerini alışverişe çıktığınızda rahatlıkla bulabilirsiniz.

Çalışan kadının vazgeçilmezi döpiyes ve beyaz gömlek, her yıl olduğu gibi bu yıl da moda. Gri, siyah ve kahverengi etek - ceket takımlar yine çalışan kadınların gardırobunun vazgeçilmez parçalarından. Bunun yanı sıra şık bluzlar ve dar kesim kumaş pantolonlara da kendinizi hazırlayın.

Eğer işten çıktıktan sonra bir plan yaptıysanız, örneğin bir arkadaşınızın doğum günü partisine gidecekseniz, kendinize mutlaka şık bir elbise edinin. Bu elbise renkli olursa, çok fazla abiye durmayacağı için işyerinde de giyebiliriniz. Ayrıca dekolteden de uzak durursanız işyerinde rahat edersiniz.

Mesai saati bittikten sonra yapmanız gereken tek şey, güzel bir makyaj… Eğer şık ve trendy aksesuarlarla giysinizi süslerseniz, eğlenmeye hazırsınız demektir.

Eki 9

Şu anda yaptığınız işi seviyorsanız ne ala! Ama sevmiyorsanız da, kendinize sorun: Yaptığım işten nefret ediyor muyum? Her sabah “Allah Kahretsin!” diyor muyum?

İşiniz sizde çok olumsuz duygular uyandırmıyorsa, bu iyi bir başlangıçtır. Herkesin her zaman sevdiği bir işi yapma lüksü olmayabilir.

Bulunduğunuz konumda, yaptığınız işi çok da severek yapmıyorsanız, bu normaldir. Çünkü insan yaptığı işe hükmetmeye başlayıncaya kadar, o işi fazla benimsemez. Hangi düğmeye basınca, hangi neticenin alınacağı ortaya çıkmaya başlayınca, insan işine ısınır.

Ne iş yaptığınız değil, işi nasıl yaptığınız sizi tatmin etmeye başlar.

Tecrübe kazandıkça işinizle ilgili çerçeveyi daha iyi tanırsınız. Başkalarının fark etmediği şeyleri görmeye başlarsınız.

Yeni bir dil öğrenirken de bu böyledir. O dili çok seversiniz, az seversiniz. Ama o dili öğreninceye kadar sıkıntı çekersiniz. Ancak o dili iyi öğrenince ondan faydalanmaya, zevk almaya başlarsınız. O dil de size yeni ufuklar açabilir.

İşimi sevmiyorum, asla sevmeyeceğim diyebilirsiniz.

Haklı olabilirsiniz, çünkü işinize olumsuz bakmaya başlamışsınız.

İnsan muhakkak kendini dinlemeli, kendini sorgulamalı. Ama bunun ölçüsü ne olmalı?

Dostoyevski “zekanın fazlası körlüktür” demiş. Hayata ve işinize çok kritik bakmaya başlarsanız, bir anlam bulamayabilirsiniz. Hayatınız da, işiniz de kararmaya başlar. Olumsuz düşünmeye başlarsanız her şey size anlamsız gelebilir.

Diğer taraftan hayata olumlu bakarsanız, ona bir anlam verebilir, onu zenginleştirebilirsiniz.

Neticede bizi mutlu veya mutsuz kılan işimiz, hayatımız değil, hayata yaklaşımız ve hayattan beklentilerimizdir.

Eki 2

Yeni bir yıl, yeni bir başlangıç için fırsattır. Bu yıl kariyerinizde nasıl bir gelişme, nasıl bir ilerleme kaydetmek istiyorsunuz?

Profesyonel destek hizmeti sunan Dream Job Coaching adlı firmanın kurucusu Joel Garfinkle ın bu yılı kariyerinizdeki en parlak yıl yapmak için birkaç önerisi var. İşinizin en çok hangi yanlarını sevdiğinize karar verin. Neyi en çok sevdiğinize karar verince de, bu işten daha çok yapmanın yollarını arayın. Zevk aldığınız bir projeye odaklandığınızda kendinizi bütün gün boyunca enerjik hisseder ve hiç yorulmazsınız. Sizin hoşunuza giden işlerin iş arkadaşınızın veya patronunuzun hiç sevmedikleri olduğunu fark edebilirsiniz. Herkesin karlı çıkacağı bir durum yaratmaya çalışın.

Çevrenizden öğrenebildiğiniz kadar çok şey öğrenin

Ofiste kim yaptığı işten çok zevk alıyor ve aynı zamanda da işini en iyi yapıyor? Bu arkadaşınızdan ne öğrenebilirsiniz? İşe gelmeyi seven insanlar pozitif enerji yayarlar, ve bu ruh hali bulaşıcı olabilir. Bu enerjinin size de geçmesini sağlayın.

Kariyer imzanızı belirleyin

Sizi hem kişisel, hem de profesyonel anlamda tarif eden tek bir cümle yazmanız gerekse ne yazardınız? Kendinize özgü imzanızı bulmaya çalışın ve bu cümleyi yapmak istediğiniz iş ve olmak istediğiniz kişiye ulaşırken size yön veren bir rehber olarak kullanın.

Neyi kontrol edip neyi kontrol edemeyeceğinizin farkına varın

İşte gergin olmanıza neden olan şeylerin bir listesini çıkarın. Kontrol edebileceklerinizi daire içine alın, kontrol edemeyeceklerinizin ise üstünü çizin. Üstünü çizdiğiniz maddeler için daha fazla zaman ayırmamaya karar verin, enerjinizi çözebileceğiniz sorunlar için harcayın.

Şu andaki pozisyonunuzun üzerindeki işleri yapın

Patronunuza, sizin pozisyonunuzun kapsadığı işlerden daha çok sorumluluk gerektiren bir görev üstlenmeyi teklif edin. Bu göreve alışkın olmanız, gelecekte bir üst pozisyon için aday gösterilmenizi sağlayacaktır.

Özgeçmişinize geçecek projeler yapın

Yeni bir proje seçerken, size en çok faydası olanı belirlemeye çalışın. Yaptığınız işin sayısal sonuçlarını çıkarın ve özgeçmişinize ekleyin.

İş ortamında insan ilişkilerinizi güçlendirin

Ofisinizdeki koşulları kimse iş arkadaşlarınızdan daha iyi anlayamaz. İş arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmaya çalışın, onları tanımaya ayırdığınız zaman hem kişisel, hem de profesyonel gelişiminize bir yatırım niteliğindedir.

Genel manzarayla ayrıntıları bir arada görmeye çalışın

İş yaşamınızdaki genel manzara, yani genel vizyonunuz nedir? Sizi hedefinize götürecek küçük adımlar, yani ayrıntılar nedir? Kendinize, bugün ulaşabileceğiniz küçük bir hedef belirleyin ve işe buradan başlayın; örneğin sektörel bir derneğe katılmak gibi.

Doğru yolda olduğunuzdan emin olun

Gerçekten yapmak istediğiniz işi mi yapıyorsunuz? Yapmanız gereken işle, yapmak istediğiniz iş birbirine uymuyor mu? Kariyeriniz ilgi alanlarınızla ve doğal yeteneklerinizle uyuşmuyorsa yukarıda sıraladığımız önerilerin hiçbiri işe yaramaz. Bir kariyer değerlendirmesi yapmanız gerekiyorsa, bu yılın ilk işi olarak onu yapın.

Site Haritası
Kadin Erkek Sohbet Chat Tarih Edirne Şömine Mirc

Anne Çocuk Aşk Beslenme ve Diyet Burçlar Cinsellik Diyet Evlilik Gebelik Güzellik Kariyer Makyaj Moda Saç Sağlık
Dostlarım: güzellik lazer epilasyon, lazer epilasyonu -