Ara 10

Bildiğimiz hali ile hayat etrafımızda parçalanmaya başladığı zaman, kalbimiz ağrır, beynimiz uyuşur, çevremizi ince bir duman sardığı görülür. Şokta, sinirli ve üzgünüzdür. Korkmuş ve sarsılmışızdır. Kararlılığımız gibi inancımız test edilir.

Devam edecek gücü - ya da hatta devam etmek isteyecek miyiz - bulacak mıyız diye merak edebiliriz. Bunların hepsi çok bunaltıcıdır. Fakat hayatlarımızı ilerletebiliriz, ve ilerletmeliyiz. İyileşme sürecinde neler yardımcı olur? İşte ilerlemenin 20 yolu:

1. Duygularınızı kabul edin. Onları zorlamaya çalışmayın. İyileşme, duygularınız ne olursa olsun onları tanımlayarak başlar. Korku, suçluluk, pişmanlık, kızgınlık, dehşet ya da mutsuzluk - yüzeyde oldukları gibi onları kabul edin.

2. Sessiz bir zaman yaratın. Her gün ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın, fakat en azından her gün kendinize bir bütün olarak 15 dakikalık bir sessizlik çizelgesi yapın. Tercihen, bunu her gün aynı zaman yapın. Uyanır uyanmaz günlüğünüze yazın, öğlenleyin bir parça düşünmek için durun, işten sonra yalnız başınıza yürüyün, ya da yatmaya gitmeden hemen önce her akşam meditasyon yapın. Düşünmek için, ağlamak için, dua etmek için ya da sadece uyanık kalarak oturmak için zamanı kullanın.

3. Duygularınızı ifade edin. Duygularınıza dikkat sarfedin, ve sonra onları bir günlükte, şiirde, çizimde, ya da sevdiğiniz bir arkadaşa mektupta ifade etmeye çalışın.

4. İnsanlarla bağlantı kurun. Ailenizle, arkadaşlarınızla ya da kilise grupları ile birlikte olun. Acılarınızı paylaşın ve birbirinizi teselli edin. Eğer arzu ederseniz bir danışmanla ya da ruhani bir liderle konuşun. Yalnızca aşka açık olun ve sizin için keyifli hale getirin. Yalnız olmadığınızı bilin.

5. Sizden çekip alınanlar - sevdikleriniz ya da övmek istedikleriniz - için bir anma yaratın. Eğer bir anma töreni yaparsanız, yakın arkadaşlarınıza kendi anılarınızın zenginliğine yenilerini eklemek için anılarını paylaşmalarını hatta belki bir kitaba yazarak isteyin. Kaybettiğiniz birinin fotoğraf albümünü ya da yıllar boyunca özel anların videolarını kolaj olarak toplayabilirsiniz. Arkadaşlarınızdan yardım etmelerini isteyin ve herkese bir kopya verin. Özel bir notu ya da ortak sevilen bir alıntıyı çerçeveleyin.

6. Kaybedilmiş şeyleri takdir edin. Giden bir bina ya da iş yeri bile olsa, özel olayların fotoğrafları ile bir övgü kitabını, içine şimdi özel anlamı olan hikayeleri de koyarak yapabilirsiniz. Sıkıştığınız anlarda, iyi zamanları da meydan okuyucu zamanları da hatırlayın.

7. Seveceğiniz bir nesne bulun. Kaybedilmiş olan şeye bağlı hissetmenize yardımcı olacak ufak bir nesne bulabilirsiniz belki de. Size her zaman yakın tutun ve kalbinizde sevginizi sonsuza dek sürdürün.

8. Aşka ve aydınlığa pas verin. Ya yumuşak bir dokunuş, anlayışlı bir gülümseme, güveneceğiniz bir omuz ya da pozitif enerjinin artışı gibi kaybedilmiş bir hayatı onurlandırmanın bir yolu, başkasına bunu vermektir.

9. Kaybettiğiniz kişi ya da kişiler adına uygun bir amaçla yardımcı ederek fark yaratın. Onların değer verdiği bir şeyden faydalanarak bir kuruma başlangıç verebilirsiniz.

10. Kaybedilmiş bir meslekdaşınız onuruna iş yerinizde iyiliksever bir hareket üstlenin. Eğer isterseniz bunu isimsiz olarak da yapabilirsiniz.

11. Kendi hikayenizi anlatın ki, diğerleri kendilerini yalnız hissetmeyecektir.

12. Yas tutan bir insana destek verin.

13. Bir evcil hayvanı alarak yardımcı olun.

14. Ufak şeylerden zevk alın. Daha fazla resitale ve Ufak Lig Little League oyunlarına gidin.

15. Daha sıklıkla teşekkür yemekleri verin.

16. Çocuklarınızı - genç ya da değil - daha fazla kucaklayın.

17. Tanıdığınız herkese daha fazla sabır gösterin.

18. Sevginizi daha sık ifade edin.

19. Hayattaki en önemli şeyin ne olduğu konusundaki görüşünüzü sürdürün.

20. Her gününüzü anlamlı bir şekilde yaşayın.

Ve unutmayın ki, hepimiz farklı yollarla ve farklı hızda iyileşme gösteririz. Kalbinizi takip edin. Hissetmek için kendinize zaman ayırın, kendinizle ilgilenin.

Psikiyatrist Suzanne Zoglio

Ara 2

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi nde vajinası olmayan 5 i evli, 9 kadına ince bağırsaklarından yapay vajina yapıldı

Akdeniz Üniversitesi de 9 kadına ince bağırsaktan vajina yapan Doç. Dr. Ömer Özkan, “Bu yöntem idealdir, hazzı etkilemez, 6 ay sonra vajina normal vajinadan farksızdır” derken, Doç Dr. Süleyman Akhan, “Tehlikeleri vardır ve orgazm daha az olur” dedi.

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi de vajinası olmayan 5i evli, 9 kadına ince bağırsaklarından yapay vajina yapıldı. Daha önce bacak veya kalça derisiyle gerçekleştirilen yapay vajinanın son yıllarda ince bağırsaklardan yapılması etkinlik ve yan etkiler açısından tartışma yarattı. Ameliyatları gerçekleştiren Doç. Dr. Ömer Özkan, ince bağırsaktan yapay vajinanın en avantajlı yöntem olduğunu ve hasta konforunu artırdığını söyledi. İstanbul Tıp Fakültesi den Doç. Dr. Süleyman Akhan ise yöntemin karın ağrısı, koku, salgıların taşlaşması ve kanser gibi dezavantajları olduğunu söyledi

3-5 binde bir görülüyor
Doğuştan vajinanın olmaması diye tanımlanan Vaginal Agenezi, 3-5 bin doğumdan birinde görülen nadir bir sorun. Nedeni çok iyi bilinmiyor. Tamamen kadın görünümüne ve genetiğine sahip olan hastada vajina kanalı, vajina ve bazen de vajina ile birlikte rahim de gelişmiyor. Dış görünüş tamamen normal olduğu için sorun, ergenlik çağına gelinceye kadar fark edilmiyor. Sorun adet göremeyen ve karın ağrıları çeken kadınların doktora başvurmasıyla ya da cinsel ilişkiye girememekle ortaya çıkıyor.

Ameliyattan 6 ay sonra normalini aratmıyor
Yapay vajina operasyonları iki tip hastaya uygulanıyor, doğuştan vajinası olmayanlara ve transseksüellere… Bu operasyonlarda değişik yöntemler kullanılıyor. Yapay vajinanın daha çok deri yaması ve kalın bağırsaktan yapıldığını belirten ve 9 kadına ince bağırsaklarından aldığı parçayla yapay vajina yapan Plastik ve Rekonstüriktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ömer Özkan, yöntemin diğer tekniklere birçok üstünlüğü olduğunu söylüyor.

Bu yöntemlerin fazla iz bırakması ve derinin vajinadan farklı olması gibi dezavantajları bulunduğunu belirten Doç. Özkan, “Kalın bağırsak kısa bir organ, bir kısmını vajina için kullanırsak, sindirim sisteminde sorun olabiliyor. Oysa 3 metre uzunluğundaki ince bağırsaktan 20 santimetrelik bir bölüm alırsak önemli bir sorun olmuyor. Operasyonun mikrocerrahi operasyonu olması gerekiyor. Mikrocerrahi zor bir teknik olduğu için, ince bağırsak ameliyatı tercih edilmiyor ama diğer yöntemlere göre çok sayıda üstünlüğü var. Sindirim sistemiyle ilgili sorunlar yok denecek kadar az görülüyor, vajinaya daha çok benziyor, doğala en yakın görünüm elde ediliyor ve altı ay sonra yapay vajinanın normalden hiçbir farkı kalmıyor” şeklinde konuşuyor.

Cinsel hazzı etkilemiyor
Şu ana kadar ameliyat ettiği kadınlardan beşinin evli olduğunu söyleyen ve ameliyatlardan başarılı sonuçlar aldıklarını belirten Doç. Özkan, “cinsel hazza nasıl bir etkisi olur?” sorusunu ise şöyle yanıtlıyor:

“Kadınlar cinsel hazzı daha çok klitoristen aldıkları için his yönünden herhangi bir sıkıntıları olmaz. Ama görünüm ve fonksiyonellik bakımından ince bağırsak daha doğal görünüyor. Kadında rahim varsa adet de olur, çocuk sahibi de. Hasta 15 günde iyileşip taburcu oluyor ve hayat boyu protez veya yağlandırıcı kullanmasına da gerek kalmıyor.”

Psikolojik olarak rahatlatıyor
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Arzu Çağdaş ise vajinanın olmamasının kadının yaşam konforunu olumsuz etkileyeceğini belirtiyor ve sorunun mutlaka giderilmesi gerektiğinin altını çiziyor:

“Bu kadınların cinsel hayatları olmuyor, çoğunun rahimleri ve yumurtalıkları da olmadığı için büyük çoğunluğunda kısırlık sorunları da oluyor. Cinsel hayatın olmaması ise çok önemli ve büyük bir problem. Yapay vajina ile bu kadınların aktif cinsel yaşamlarının olmasını sağlıyoruz. Yani kadın doğuramazsa bile psikolojik olarak kendisini daha iyi hissediyor. Bu hastaların yapay vajina ile sağlıklarına kavuşturulmaları, bunun için de ne gerekiyorsa onun yapılması en mantıklı seçenek.”

Sakıncaları var
İstanbul Tıp Fakültesi den Kadın Doğum Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Akhan ise vaginal agenezide, ameliyatsız tedavi yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini, sözkonusu yöntemin sakıncalarının olduğunu söylüyor.

“Burada sorgulanması gereken bir vajina için bu ameliyatların gerekip gerekmediği. Bu konu 2004 yılındaki Dünya Pediatrik Adolosan Jinekoloji Kongresi de çok tartışıldı. Kongrede İtalyadan bir grup bu cerrahiyle ilgili 21 vakalık sunum yaptı. Vakalar incelendi ve çıkan sonuç bu cerrahinin küçük yaşlardaki kız çocuklarına uygulanmaması yönünde oldu. Küçük yaştaki bir kızın bir vajinaya ne kadar ihtiyaç duyabileceği tartışıldı.”

Ameliyata gerek kalmadan da yapılabilir
“20 yaş altındakilerde ameliyat uygulanmaz. Dışarıdan aparatifilerle, özel tekniklerle ve egzersizlerle tedavi yapılır. 20 yaş üzerindekilerde ise hem hastayla hem de eşiyle ameliyat seçeneği tartışılır ve hastanın eğilimlerine ve bulgularına göre karar verilir. Ayrıca bağırsaktan doku almadan ve ameliyata gerek kalmadan da çok güzel bir vajina yapabilirsiniz. Ama yöntem ne olursa olsun, kadınlar genelde klitoristen haz aldıkları ve klitoral orgazm oldukları için yapay vajina cinsel hazzı etkilemez. 2005 yılındaki bir çalışmada, yapay vajinalı kadınların orgazmlarının biraz daha az olduğu, ancak yine de tatmin olabildikleri ortaya çıkmış.”

Ağrı, koku ve kanser riski
İnce bağırsak yönteminde en önemli üstünlüğün yapay vajinanın kapanmaması olduğunu söyleyen Doç. Akhan, bu ameliyatların dezavantajlarını ise şöyle sıralıyor: “Bağırsak ameliyatlarında tek sorun organ kaybı değildir, her şeyden önce ameliyat da bir komplikasyon riski taşır. Birincisi; ameliyattan sonraki dönemlerde kramp tarzında karın ağrıları olabilir, bu durum yüzde 10 ile 15 vakada görülür. İkincisi buraya konulan bağırsak olduğu için koku yapar, bir de kadın vajinasına iyi bakamaz, hijyene dikkat etmezse oradaki salgılar taşlaşabilir ve çok nadir olmakla birlikte kanser gelişebilir. Çünkü ait olmayan bir dokuyu oraya koyuyorsunuz ve doku orada bir takım travmalara maruz kalıyor.”

Eki 20

Yoğun alkolle silme gibi bilinçsiz uygulamalar enfeksiyona zemin hazırlıyor…

Kadın hastalıklarına yol açıyor
Mersin Üniversitesi MEÜ Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Türsen, \genital bölge temizliğinin bilinçli yapılmasının, çeşitli kadın hastalıklarının önlenmesinde en önemli etkenlerin başında geldiğini\ bildirdi.

Duyarlı olunmalı
Doç. Dr. Ümit Türsen, kadın genital bölgesinin temizliği konusunda duyarlı olunması gerektiğini, aksi halde başta enfeksiyon ve mantar olmak üzere çeşitli rahatsızlıkların oluşabileceğini, bunun da önemli sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.

Eki 11

O eşsiz ana tanık olmak mı? Yok ben görmeden olup bitsin mi? En doğalı su ise ben de su da doğururum mu? Hangisi?

Büyük olasılıkla tüm gebeliğiniz boyunca etrafınızdaki pek çok kadın size kendi doğum öyküsünü anlatacak, bazısı çok zorlandığını bazıları da çok rahat bir doğum yaptığını söyleyecektir. Bu hikayelerin ortak yanı hiçbirinin diğerinin aynısı olmamasıdır.

Özel bir an
Gerçekten de doğum eylemi özel bir durumdur. Farklıkadınlarda değişik şekillerde olduğu gibi aynı kadının farklı doğumları da birbirinden çok değişik olabilir.

Eylem farklı belirti özdeş
Doğum eyleminin farklı olmasına karşın yaklaşan doğumun belirtileri genelde benzerdir. Her kadında tüm belirtiler olmayabilir ancak varlığı doğumun irkaç gün ile birkaç hafta arasında gerçekleşebileceğini gösterir.

Hafifleme: Bebeğin aşağı inmesi
Gebeliğinizin son dönemlerine nefes almada zorlanmaya başlamanız normaldir. Bebeğinizin artık diyafram kasını iyice yukarı doğru itmesi ve göğüs boşluğunun azaltması bunun temel nedenidir. Doğum yaklaşırken bebeğin kafası doğum kanalına doğru iner. Bu sayede göğüs boşluğu ve diyaframınız üzerindeki baskı azalır. Artık daha rahat soluk alıp verebildiğinizi ve sanki hafiflediğinizi hissedebilirsiniz. Öte yandan bebeğin başının aşağıya inmesi mesaneniz üzerindeki baskının artmasına neden olur. Bunun sonucunda da tıpkı gebeliğinizin erken dönemlerinde olduğu gibi sık sık idrara çıkma gereksinimi duyarsınız. Bebek aşağıya indiğinde dışarıdan bakanlar karın yapınızın değiştiğini söyleyebilirler. Ya da nadiren ne siz ne de dışarıdan bakanlar böyle bir değişimin farkında olmayabilirler.

Gebelik dönemini sorunsuz atlatmak, doğumda daha az ağrı çekmek küçük detaylarda saklı.

Eki 3

Menopoza giren kadınlara, besin kaynağı olarak soyalı ürünler tüketmeleri, günde 50 gram soya almaları öneriliyor…

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Arıoğlu, menopoza giren kadınlara, besin kaynağı olarak soyalı ürünler tüketmelerini, günde 50 gram soya almalarını önerdi.

Rapor hazır
Arıoğlu, zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üreticilerinin sorunlarının belirlenmesi ve çözümlerin tespiti amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonuna, soyalı ürünlerin insan sağlığı için faydalarını içeren bir rapor sundu.

Raporda soya, “sarı altın” ya da “asrın harika bitkisi” olarak adlandırılıyor. Dünya bitkisel yağlı tohum üretiminin yüzde 50si ve bitkisel ham yağ üretiminin yüzde 27sinin karşılandığı soya, sanayide ham madde olarak da kullanılıyor.

Damarlara iyi geliyor
Soya yağı insan bünyesindeki yağ ve lipid metabolizmasını düzenleyen yağ asitleri içerdiğinden; şeker hastalığı, damar sertliği ve kroner kalp hastalığı olan kişilere soya veya soya yağı öneriliyor. Atardamar daralmasını önleyici etkiye sahip soya yağı, ayrıca kandaki kolesterol miktarını da düşürüyor.

Göğüs kanserine karşı da etkili

Kadınlarda ostrojen hormonunun kanserojen etkisini önleyen ve zararlı hücrelerin gelişimini durduran soya, bu nedenlerden dolayı kadınlarda göğüs kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Her gün soya ile beslenen Japon kadınların göğüs kanserine yakalanma riskinin, Avrupalı kadınlara göre 4 kat düşük olduğu belirtiliyor.

İleri yaşlardaki kadınlarda ortaya çıkan menopozun etkisini giderebilmek için, vücuda doğal ostrojen hormonu takviyesinin gerekli olduğu hekimler tarafından belirtiliyor. Menopoz dönemindeki kadınlara ve diyet beslenmesinde vazgeçilmez besin kaynağı olarak soyalı ürünler öneriliyor.

Olgunluk çağını sağlıklı geçirmek vücudunuza kulak vermenizle mümkün!
Raporda, menopoz döneminde soyalı ürünlerle beslenen kadınlarda, yüzde 40 daha az ateş basması şikayetlerinin olduğu, kadınların bu dönemde bozulan vücut dengesinin soya proteini tarafından giderildiği kaydedildi.

Kadınlarda, menopoz belirtilerinin görülmeye başlanması ile birlikte günde 25 gram soya proteini tozunun alınması, menopozun tam etkisine girilmesi halinde ise bu miktarın 40 grama çıkarılmasının hekimler tarafından önerildiği bildirilen raporda ayrıca, menopoz dönemine giren kadınların sağlıklı şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri için günde 50 gram soya almalarının gerekli olduğu da vurgulanıyor.

Kemik erimesine karşı soya

Raporda, “Menopoz sonrası kadınlarda, her yıl ortalama yüzde 5 oranında kemik ağırlığında azalma meydana gelmektedir. Bunun sonucu olarak kadınlarda ortaya çıkan en büyük sorunlardan biri olan kemik erimesi hastalığına karşı soyalı ürünler önerilmektedir. Çünkü soya proteini sayesinde vücuda alınan kalsiyumun dışarı atılması yüzde 50 oranında azılıyor” denildi.

Soya yağının, bol miktarda kalsiyum, demir ve çinko elementleri ile E ve B vitamini içerdiği için insan beslenmesinde önemli bir yere sahip olduğu ifade edilen raporda, soyalı ürünlerin, hazmı kolaylaştırdığı, çocuklarda kemik gelişimini artırdığı kaydedildi. Çocuklarda ortaya çıkan kronik sindirim zorluğu ve kabızlığın da soya sütü ile büyük oranda atlatıldığı belirtildi.

Raporda, yüksek oranda protein içeren soya ununun, ekmek ununa yüzde 3-5 oranında katıldığında, ekmeklerin lezzetini artırdığı ve bayatlamalarını geciktirdiğine de yer verildi.

Site Haritası
Kadin Erkek Sohbet Chat Tarih Edirne Şömine Mirc

Anne Çocuk Aşk Beslenme ve Diyet Burçlar Cinsellik Diyet Evlilik Gebelik Güzellik Kariyer Makyaj Moda Saç Sağlık
Dostlarım: güzellik lazer epilasyon, lazer epilasyonu -